Ve geceyi delip geçen parlak yıldızlar gibi aydınlatırım karanlıkları..
Üzerim ama,
gözlerin ufka dalıp gittiği,
ve geçmişin sisli hatıralarının
yavaşça yüzeye çıktığı bir an gibi,
sessizliğin derinlerinde yankılanır
düşüncelerim. Her kelime,
bir sonbahar yaprağının
çıtırtısı kadar narin ve gerçek,
ama hiçbir zaman,
dostluk ipliğini koparmam.
Öyle ki yüreğim,
denizin ortasında bir ada,
sığınılacak saklı bir cennet,
fırtınalarla çarpışan bir geminin
uzaktan gördüğü güvenli bir yer.
Dostlarım,
bu kıyıya hep hoş gelmiştir,
çünkü bilirim ki,
kardeşlik asla terk etmez.
Gürlerim,
ama tıpkı bir gök gürültüsü gibi,
sadece anlık bir yankıdır,
ve ardından gelen yağmur,
toprağı yeniden canlandırır,
besler ve büyütür.
Kalbim,
her zaman dürüst,
tıpkı dökülen yaprakların
toprağa kavuşması kadar doğal.
Ve geceyi delip geçen
parlak yıldızlar gibi
aydınlatırım karanlıkları,
ama asla,
ihanetin soğuk gölgesinde kaybolmam.
Çünkü dostluk,
içimde kök salmış bir çınar,
zamanın ötesine uzanır,
gökyüzüne yükselir,
ve hiç solmaz, hiç yıkılmaz.
Üzerim ama,
tıpkı rüzgarın sert bir nefesiyle
savrulan yapraklar gibi,
ama yine de,
dostluk kalbimde,
ebediyen sığınılacak bir yerdir,
asla kaybolmayan,
ve hep var olan bir his..
Son söz: Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla başlayan protestoların ne anlama geldiği ve nereye varacağı sorusu bu türden sağduyulu okumayı gerektiren tarihi bir kırılma anı. Protestoların başladığı ilk günden itibaren zihinlerde oluşan Gezi kıyaslaması yeterli olmadığı gibi gerçekçi de değil. Gezi’de olan bitenlere ideolojik bir karakter yükleyip ’‘direniş destanı edebiyatı’’ ile anlamlandırmaya çalışanların bile Saraçhane protestolarının nitelik ve nicelik olarak Gezi’den farklı bir karakteri olduğunu takdir edecektir.
Her ne kadar protesto taraftarları, göstericilere uygulanan polis şiddetine yönelik video ve resimlerle gaddar devlet anlatısını kullanmaya çalışsalar da polisin göstericilere karşı iddia edildiği gibi aşırı şiddet kullandığından bahsetmek çok güç. Polis benzeri protestolara kıyasla sükuneti muhafaza ediyor.
Öte yandan gençlerin protestosunu polise saldırıyorlar, tarihi mezarlıkları paramparça ettiler söylemiyle aktaranların da sınırlı bir iki hadise dışında sunabildikleri bir örnek yok. Bu söylem de göstericilere karşı olan kesimde propagandayı yapanların umduğu etkiyi yaratmadı.
Gösterilerde şiddet dozunun düşük olması, taraftarlarını Gezi döneminden kalma söylemlerle mobilize etmeye çalışanların etkili olamaması, protesto kültürü açısından sağlıklı gelişmeler. Söylem ve eylem bazında şiddete başvurmayan, yaratıcı bir üslup geliştiren gençler, vermek istedikleri mesajı, bu mesajın gerçek muhatabı olan kitleye gayet başarılı bir şekilde aktardı.
Siyasi tartışmaları cephe mantığı ile sürdüren biz orta ve ileri yaştaki aktörler, karşı görüşte olsalar bile sinir uçlarımıza dokunmadan tepkilerini gösterebilen gençlerle tanışmış olduk. Gezi protestolarında akıl ve ahlak sınırları gözetilmeden yapılan hakaretler bir yana, mizah adı altında yapılan propagandalar bile şiddet ve nefret içeriyordu. Bugünkü protestolarda da bunun tek tük örneklerine şahit oluyoruz. Ancak genel teamül gençlerin nefret söylemine yönelmemesi yönünde.
Ustalardan: Günümüz Türkiye’sinde mevki sahipleri ellerinde tuttuğu imkânları istismar etmiyorsa, suiistimal etmiyorsa bu hayretle karşılanır. Bal tutan parmağını yalamıyorsa büyük bir şüphe uyandırır. En kısa zamanda en çoğunu kapamayanlar kendilerini zararda sayarlar.
Cuma Mektupları-II
Not 1: Piyasalar sizin maddi olarak dayanabileceğinizden daha uzun süre irrasyonel kalabilir.
- John Maynard Keynes
Not 2: Cehaletin zincirleri köleliğin zincirlerinden çok daha ağırdır.
- Simon Bolivar "El Libertador"
Not 3: Yaşam, özgürlük ve mülkiyet, insanlar yasalar yaptığı için var olmaz. Aksine, yaşamın, özgürlüğün ve mülkiyetin önceden var olması, insanların ilk başta yasalar yapmasına neden olmuştur.
- Frédéric Bastiat
Not 4: Sana şunu söyleyebilirim; insanlığın hemen tamamı ölmüştür, şimdi mezarlarından çıkarılmayı bekliyorlar.
(NORMAN MAILER / Çıplak ve Ölü)
Not 5: Sen beni terk etsen bile ben seni terk edemem.
Ben bir kere "Ölüm Allah'ın emri" dedim.
Bu sözden dönmem.
Ahmet Mithat Efendi
Not 6: Zulmün olduğu yerde, tarafsızlık namussuzluktur.
Cemil Meriç
Not 7: Köle sahipleri ekmek kaygusu çekmedikleri
için felsefe yapıyorlardı, çünkü
Ekmeklerini köleler veriyordu onlara;
Köleler ekmek kaygusu çekmedikleri için
Felsefe yapmıyorlardı, çünkü ekmeklerini
Köle sahipleri veriyordu onlara.
Ve yıkıldı gitti Likya..
Not 8: Sen şimdi ıssız bir telgrafhane gibisin
Durmadan sesler alacak
Sesler vereceksin
Uyuyamayacaksın
Düzelmeden memleketin hali
Düzelmeden dünyanın hali
Gözüne uyku giremez ki...
Uyumayacaksın
Bir sis çanı gibi gecenin içinde
Ta gün ışıyıncaya kadar
Vakur metin sade
Çalacaksın.
Not 9: Şimdi kaldırıldı zamanın lezzeti, kokusu, tadı.
Bayramın kokusu da kaldırıldı…
Bütün ‘an’ları, çok kıymetlisini de az kıymetlisini de gazoz gibi şişenin içinde çalkaladılar.
Zaman, içi boş, ağırlıksız, milyonlarca baloncuk olarak anlamsız, derinliksiz dökülüyor şişenin ağzından.
İnsan da aynı şişenin ağzından öyle dökülüyor. Boş, köpük halinde.
Çıktık Şehr-i Ramazan’dan. Dışarıdayız.
Burası Şevval.
Burası bayram.
Millet olarak bayramı hak edecek bir marifetimiz olmadı.
Coşmanın, taşmanın zamanı değil.
Terbiyemizi takınalım.
Edebimizle bayramlaşalım.
Not 10: Neşe paylaştığım öksüzler nerde?
dost yollar, dost evler, dost yüzler nerde?
huzura erdiğim bayramlar hani?
kar çiçeğim solmuş kar yatağında
can verir ırmağın dar yatağında
arife gecesi yer yatağında
üstüme serdiğim bayramlar hani?
Abdurrahim Karakoç
Not 11: Çocukların sevdiklerini, siz de sevebilirsiniz.
Çocukların sevdiği insanlar güzeldir. Onların güvendiklerine, siz de güvenebilirsiniz. Çocuk yanılmaz, umut yanılmaz çünkü. İçimize işler umut, güzelleştirir dünyayı.
Bugün bayram.
Bahar geldi, güzellik geldi.
Bahar geldi, güzellik gelsin.
Şenlensin çocukların, evleri uzakta olanların gönlü.
Sevinelim bayramda elbette.
Bir korkumuz olacaksa, garip gurabanın bizi unutması olsun!
Ondan korkalım bir tek.
Gönlünüze genişlik dilerim.
Mevlâna İdris’in dizeleriyle bayramınızı tebrik ederim. Esenlik niyaz ederim:
“Alıp başımızı sana gelmek istiyoruz
Sana gelmek, orada kalmak istiyoruz
Çok unuttuk hatırlamak istiyoruz
Başımızın okşanmasını, gözyaşımızın silinmesini, kolumuza girilmesini istiyoruz
Yağmurunu ve meleklerini yeniden istiyoruz”
Not 12: Almanya’da 1960’ların sonunda başlayan ve 1970’lerde iyice şiddetlenen öğrenci hareketlerinin en önemli mottolarından birisi ‘’Yaşı 30’ün üstünde olan kimseye güvenme- Trau keinem über 30’‘ idi. Bu motto gençlerin üst jenerasyonlarla olan zihniyet mücadelesini sembolize ediyordu. Gerçi Almanya’yı dönüştüren gerçek gücün bu öğrenci hareketleri değil, özellikle kadınların da toplumsal hayata daha etkin katılımını sağlayan, Alman ekonomi mucizesi olduğunu söyleyenler var. Her halükarda özellikle 2000‘li yıllarda siyasi sosyalizasyonu öğrenci hareketleri ile başlayan birçok insan Almanya’da yönetim kadrolarında belirleyici roller üstlendi.
Not 13: Belki de bugün Türkiye’de siyaset, gençler aracılığı ile eski alışkanlıklarını terk ederek yeniden şekilleniyor. Bugünden bunu söylemek mümkün değil. Ancak Türkiye’de bir şeylerin değişmesi gerektiğini iktidar taraftarları da inkar etmiyor.
Siyasi beklentilerimizi gençler üzerine yansıtmak yerine, gençlerin gerçekte neler istediğini anlamaya çalışmamız gerekiyor. A politik diye suçladığımız z kuşağı belki de bizim anladığımız şekliyle politikanın işe yarar bir şey olmadığını anlatmaya çalışıyor. İktidar yanlısı gençlerin de muhaliflere şiddet fantezileri içeren çağrılara kulak kapatıp kendi yaratıcı cevaplarını vermesi gerekir. Bu kez gençler tartışsın biz dinleyelim.
Not 14: 2 yıllık tahvil eğrisine bakalım. Salı günkü para girişi burada net görülüyor. Ondan sonrasıysa neredeyse düz çizgi. Stopaj kalkmayınca ve faiz artmayınca para girişi kesildi. 2 yıllık halen gecelik faizin 300 bp üstünde. Bu ortamda TCMB müdahale etmeden kurun yatay kalması hayal.
Not 15: Haftaya pazartesi salı resmi tatil. Bu malum. Geri kalan 3 gün idari izin. Her yer açık olacak. Devlet kurumları kapalı olacak. Hastanelerde randevusu olanlar ayvayı yedi. Soruyorum, dünyada başka hangi ülkede var 2 günlük resmi tatilin devlette 9 güne çıktığı?